[vc_row][vc_column][vc_column_text]

Cuma Hutbesi 5 Şubat 2021

Hz. Resulüllah’ın (sav) yüce mertebeli, raşid Halifesi Zinnureyn Hz. Osman bin Avfan’ın (ra) güzel vasıfları [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”2/3″][vc_raw_html]JTNDaWZyYW1lJTIwd2lkdGglM0QlMjIxMDAlMjUlMjIlMjBoZWlnaHQlM0QlMjIzNzAlMjIlMjBzcmMlM0QlMjJodHRwcyUzQSUyRiUyRnd3dy55b3V0dWJlLmNvbSUyRmVtYmVkJTJGLU1vbjNpM2tabTglMjIlMjBmcmFtZWJvcmRlciUzRCUyMjAlMjIlMjBhbGxvdyUzRCUyMmFjY2VsZXJvbWV0ZXIlM0IlMjBhdXRvcGxheSUzQiUyMGNsaXBib2FyZC13cml0ZSUzQiUyMGVuY3J5cHRlZC1tZWRpYSUzQiUyMGd5cm9zY29wZSUzQiUyMHBpY3R1cmUtaW4tcGljdHVyZSUyMiUyMGFsbG93ZnVsbHNjcmVlbiUzRSUzQyUyRmlmcmFtZSUzRQ==[/vc_raw_html][vc_column_text]Hz. Halifetü’l Mesih 5 (Allah yardımcısı olsun) 5 Şubat 2021’de İslamabad (UK) Mübarek Camisinde Cuma Hutbesi verdi. Hutbe çeşitli dillerde tercüme ile birlikte MTA televizyonunda canlı olarak yayınlandı. Huzur-i Enver, kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra, şöyle buyurdu:

Hz. Osman’ın gazvelerini anlatmaya devam ediyorum. Zatü’r Rikağ gazvesi, Neced ile Hicri 7 yılında yahut bir diğer rivayete göre Hayber Gazvesinden sonra olmuştu.  Hz. Resulüllah (sav) bu gazvede, Hz. Osman’ı yahut Hz. Ebu Zer Gaffari’yi Medine’de emir olarak tayin etmişti. Bu gazvenin zorluğunu Hz. Ebu Musa Eş’arî şöyle beyan eder: Biz 6 kişide, ortak kullandığımız 1 tek deve vardı, biz sıra ile ona biniyorduk. Benim her iki ayağım yarılmıştı ve tırnaklarım düşmüştü ve biz elbiselerimizin parçalarını ayağımıza sararak idare ettik.

Hicri 8 yılında Mekke’nin fethinde Hz. Resulüllah (sav), dört erkek ve iki kadın dışında diğer bütün kafirlere aman verdi. O dört kişiden birisi olan Abdullah bin Ebi Sarah’ı Hz. Osman kendi sığınmasına aldı ve o Hz. Osman’ın evinde üç gün saklandı. Bir gün Peygamber Efendimiz (sav) Mekke halkından biat alıyorken Hz. Osman onu alıp Peygamberimizin huzuruna çıktı ve onun biatinin kabul edilmesini rica etti. Hz. Resulüllah (sav) önce biraz duraksadı ancak daha sonra biatini aldı. Bu adam mürted idi ve vahiy kâtibi olarak görev yapmıştı. Bir defa Peygamber Efendimiz (sav) vahiy yazdırıyordu ثُمَّ اَنۡشَاۡنٰہُ خَلۡقًا اٰخَرَ   ayetini okuduğunda o adamın ağzından فَتَبَارَکَ اللّٰہُ اَحْسَنُ الْخَالِقِیْنَ   çıktı. Peygamber Efendimiz (sav) bu da vahiydir onu yaz, buyurdu. O bedbaht, önceki ayetlerin neticesinde bu ayetin tabii olarak geldiğini anlamadı. Zannetti ki, neuzübillah Peygamber Efendimiz bu şekilde kendisi Kuran oluşturuyor. Nitekim o mürted oldu.

İkrime bin Ebu Cehil, Peygamber Efendimizin (sav) kendisi hakkında ölüm fermanı verdiğini öğrenince Yemen’e doğru kaçtı. Onun hanımı peşinden gitti. İkrime gemiye binmişti ki hanımı oraya ulaştı ve ona onun için Hz. Resulüllah’tan (sav) aman aldığını söyledi. İkrime Peygamber Efendimizin huzuruna çıktı ve kendisine aman verilip verilmediğini sordu. Olumlu cevap alınca İkrime İslam’ı kabul etti ve utançtan başını eğdi. Peygamber Efendimiz, ey İkrime! Benden ne istersen iste sana kesinlikle vereceğim, buyurdu. Bunun üstüne İkrime şöyle arz etti: Benim size reva gördüğüm bütün düşmanlıkların affedilmesi için dua ediniz. Peygamber Efendimiz (sav) İkrime için dua etti ve mutlulukla kendi örtüsünü onun üzerine örttü ve İslam’a hoş geldin diye tebrik etti. İkrime sonradan saygın sahabeler arasında sayılırdı. Onun iman etmesiyle Peygamber Efendimizin bir rüyasının tabiri gerçekleşmiş oldu. Peygamber Efendimiz rüyasında, Cennette Ebu Cehil için bir üzüm salkımı olduğunu görmüştü.

Hicri 9 yılında Tebük Gazvesi hazırlıkları için Hz. Resulüllah (sav) çağrı yaptığında Hz. Osman (ra) eşyalarıyla birlikte 100 deve kafilesi sundu. Peygamber Efendimiz (sav) tekrar çağrı yaptığında Hz. Osman 100 deve daha eşyalarıyla birlikte verdi. Peygamber Efendimiz (sav) üçüncü defa çağrı yaptığında Hz. Osman (ra) yine eşyalarla beraber 100 deve bağış yaptı. Bunun üzerine Hz. Resulüllah (sav) şöyle buyurdu: Bundan sonra Osman ne yaparsa yapsın hesap sorulmayacak. Bir rivayete göre Hz. Osman (ra) bu olayda 1000 deve ve 70 at, yine başka bir rivayete göre 10 bin dinar bağışladı. Hz. Muslih Mevud (ra) şöyle der: Hz. Resulüllah (sav), Hz. Osman (ra) ile ilgili birçok defa buyurdu ki o cennet satın aldı ve o cennetliktir.

Hz. Halifetü’l Mesih 3, şöyle der: Bir defa savaş için ihtiyaçlar vardı. Hz. Resulüllah (sav) sahabelere ihtiyaçlardan bahsedince Hz. Osman (ra), ben 10 bin sahabenin bütün teçhizatlarını karşılayacağım, lütfen benim bu bağışım kabul edilsin, diye arz etti ve ayrıca bin deve ve yetmiş at verdi.

Hz. Ebubekir’in (ra) hilafet döneminde Hz. Osman (ra), en önemli konularda görüşü alınan danışma üyelerinden birisiydi. Rumlara karşı savaş gündeme geldiğinde Hz. Ebubekir’in (ra) görüş istemesi üzerine Hz. Osman (ra), Hz. Ebubekir’e itimadını belirterek savaşa girilmesini tavsiye etti. Bunun üzerine danışma kurulunun diğer bütün sahabeleri de Hz. Osman’ı destekledi. Bahreyn valisi ataması için görüş talep edilmesi üzerine Hz. Osman (ra), Hz. Resulüllah’ın (sav) Bahreyn’e vali seçtiği adamı gönderin, dedi. Nitekim Hz. Ebubekir (ra) Bahreyn’e Alaa bin Hazremi’nin gönderilmesini kabul etti.

Hz. Ebubekir’in (ra) hilafet döneminde bir defa şiddetli kıtlık oldu. O günlerde Hz. Osman’ın (ra) 100 deveden oluşan kafilesi yiyecek malzemeleriyle Şam’dan Medine’ye ulaştı. Medine’nin tüccarları onu satın almak istediler ancak Hz. Osman (ra) o hububatları fakirler ve kimsesizlere sadaka olarak dağıttı. Hz. İbni Abbas (ra) şöyle der: Bu olayın olduğu gece ben Hz. Resulüllah’ı (sav) rüyamda gördüm. Peygamber Efendimiz rüyamda şöyle buyurdu: Osman bir sadaka verdi ve Allah-u Teala onu kabul etti ve cennette onu evlendirdi ve biz onun nikahına davet edildik.

Hz. Ömer’in (ra) hilafet döneminde fetihlerin çokluğu sebebiyle mallar çoğalınca Hz. Ömer (ra) bazı sahabelerden görüş istedi. Hz. Osman (ra) düzenli bir sistem kurulup hesap tutulmasını tavsiye etti. Bunun üzerine Hz. Ömer (ra) nüfus sayımı yaparak halkın isimlerinin kaydının tutulması işlemini başlattı.

Hz. Osman’ın (ra) hilafeti hakkında Peygamber Efendimiz (sav) gaybi haber vermişti ve Allah-u Teala sana bir cübbe giydirecek ve münafıklar onu çıkartmaya çalışacaklar, buyurmuştu. Hz. Muslih Mevud (ra), Hz. Ömer’in (ra) vefatı ve Hz. Osman’ın (ra) halife seçilmesiyle ilgili şöyle der: Hz. Ömer (ra) yaralanıp da son saatlerinin geldiğini hissedince, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Abdurrahman bin Avf, Saad bin Ebi Vakkas, Hz. Zübeyr ve Hz. Talha hakkında, bu altı kişi aralarından birini halife seçsinler diye vasiyet etti. Ayrıca Hz. Ömer (ra), Abdullah bin Ömer’i de danışma kuruluna dahil etti ancak ona hilafet hakkı vermedi ve şöyle vasiyet etti: Bütün bu kişiler üç gün içinde karar versinler, üç günlüğüne Hz. Süheybi namazlarda imam olarak seçti. Danışmaların gözetimi görevini Mikdad bin Esved’e yükledi. Kimin üzerinde oy çokluğu olursa herkes ona biat etsin, eğer biri bunu reddederse onu öldürün. Eğer üçer üçer iki eşit grup olursa o zaman Abdullah bin Ömer kimi seçerse o halife olsun. Eğer bu karar kabul edilmezse Abdurrahman bin Avf hangi tarafta ise o halife olsun. Hilafet seçimi sırasında Hz. Talha Medine’de değildi. Uzun müzakerelerden sonra beş sahabe bir neticeye varamayınca, bu işlemin Abdurrahman bin Avf’a verilmesi ve o kimin lehinde karar verirse onun halife olması üzerinde anlaşıldı. Hz. Abdurrahman bin Avf üç gün Medine’deki her eve gitti ve insanların görüşünü aldı. Herkes, Hz. Osman’ın halife olmasını istediler.

Sahih-i Buhari’nin rivayetine göre Hz. Ömer’in (ra) belirlediği komitede Hz. Abdurrahman bin Avf şu öneride bulundu: kendi tercih hakkınızı aranızdan üç kişiye yükleyin. Bunun üzerine Hz. Zübeyr kendi tercih hakkını Hz. Ali’ye, Hz. Talha Hz. Osman’a ve Hz. Saad da Hz. Abdurrahman bin Avf’a devretti. Hz. Abdurrahman bin Avf, Hz. Osman ve Hz. Ali’ye şöyle dedi: Siz ikiniz arasından kim bu konudan vazgeçerse biz Halifeyi seçme işlemini ona yükleyeceğiz. Bu söz her iki ermiş zatı sessiz bıraktı. Nitekim Hz. Abdurrahman kimin lehinde karar verirse onun halife olması konusunda anlaştılar. Hz. Abdurrahman sırayla her iki sahabe ile başbaşa görüştü ve insaflı davranmak ve diğeri emir seçildiğinde ona hep itaatkâr olmak konusunda sağlam söz aldı. Ondan sonra Hz. Abdurrahman, Hz. Osman’ın elini tuttu ve biat etti. Allame İbni Saad’a göre, Hicri 23 yılı 29 Zilhicce’de pazartesi günü Hz. Osman’a biat edildi.

Biatten sonra Hz. Osman (ra) halkın önüne çıktı ve Allah’a hamd-ü senadan sonra dünyanın geçici olduğundan bahsederek şöyle dedi: Dünya hile ve aldatmacayla doludur. Dünya hayatı sizi aldatmasın ve Allah hakkında şeytan sizi asla aldanmaya sürüklemesin. Allah dünyayı nereye attıysa siz de oraya atın. Mal ve evlat dünyanın süsüdür, kalıcı iyilikler ise Rabbinin indinde sevap bakımından en iyisi ve güvenmek bakımından çok iyidir. Bundan sonra halk Hz. Osman’a (ra) biat etmek için koşuştu.

Hz. Osman’ın (ra) hilafet döneminde, Cezayir, Marakeş, Endülüs, Kıbrıs, Taberistan, Ermenistan, Horasan ve Rum beldeleri vesaire üzerine ilerlediler ve fetihler silsilesi devam etti. Hz. Osman’ın (ra) hilafet döneminde Hindistan’a İslam’ın girdiğinden de bahsedilmektedir.

Hutbenin sonunda Huzur-i Enver şöyle dedi: Daha bu konu devam ediyor, gelecek sefer de inşallah devam edeceğim.

Pakistanlı Ahmediler için dua etmeye devam edin, Allah-u Teala onların durumunu düzeltsin. Pakistanlı Ahmedilerin kendi durumlarını düzeltmeyi de nasip etsin, Allah ile ilişkilerini artırmaya da muvaffak kılsın. Allah-u Teala biran evvel bu karanlık günleri aydınlığa çevirsin ve biz oradaki Ahmedilerin de özgürce sorumluluklarını eda ettiklerini görelim.[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_widget_sidebar sidebar_id=”avada-custom-sidebar-videosider”][/vc_column][/vc_row]