[vc_row][vc_column][vc_column_text]

Cuma Hutbesi 25 Şubat 2022

 

Hz. Resulüllah’ın (sav) yüksek mertebeli sahabesi ve 1. Halifesi hz. Ebubekir Sıddik’in (ra) güzel va-sıfları

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”2/3″][vc_raw_html]JTNDaWZyYW1lJTIwd2lkdGglM0QlMjIxMDAlMjUlMjIlMjBoZWlnaHQlM0QlMjIzNzAlMjIlMjBzcmMlM0QlMjJodHRwcyUzQSUyRiUyRnd3dy55b3V0dWJlLmNvbSUyRmVtYmVkJTJGUWRrcHpoVzNBN28lMjIlMjBmcmFtZWJvcmRlciUzRCUyMjAlMjIlMjBhbGxvdyUzRCUyMmFjY2VsZXJvbWV0ZXIlM0IlMjBhdXRvcGxheSUzQiUyMGNsaXBib2FyZC13cml0ZSUzQiUyMGVuY3J5cHRlZC1tZWRpYSUzQiUyMGd5cm9zY29wZSUzQiUyMHBpY3R1cmUtaW4tcGljdHVyZSUyMiUyMGFsbG93ZnVsbHNjcmVlbiUzRSUzQyUyRmlmcmFtZSUzRQ==[/vc_raw_html][vc_column_text]Hz. Halifetü’l Mesih 5 (Allah yardımcısı olsun) 25 Şubat 2022’de İslamabad (UK) Mübarek Camisinde Cuma Hutbesi verdi. Hutbe çeşitli dillerde tercüme ile birlikte MTA televizyonunda canlı olarak yayınlandı. Huzur-i Enver, kelime-yi şehadet ve Fatiha suresini okuduktan sonra şöyle buyurdu:

Hz. Ebubekir Sıddik (ra)’dan bahsediyordum. Hz. Resulüllah (sav) perşembe veya cumartesi günü, Zilkade ayından geriye 6 gün kalmış iken Veda haccı için yola çıktı. Bu münasebetle hz. Ebubekir (ra),  Ya Resulallah! Bende bir deve var, biz ona kendi yolculuk eşyalarımızı koyarız, diye arzedince Peygamber Efendimiz, öyle yap, buyurdu. Yolda hz. Ebubekir’in kölesi o deveyi bir yerde kaybetti. Bunun üzerine hz. Ebubekir o köleyi dövmek için kalktı, ancak hz. Resulüllah (sav) yalnızca tebessüm ederek, şuna bakın, ne yapmaya kalktı, buyurdu. Peygamber Efendimizin yolculuk eşyalarının kaybolduğunu sahabeler öğrenince, un, hurma ve tereyağından yapılmış çok güzel bir helva olan “heys” getirdiler. Peygamber Efendimiz (sav) hz. Ebubekir’in köleye öfkelenmesine mani oldu ve ey Ebubekir! Yumuşaklığı tercih et, buyurdu. Sonradan kafilenin arkasından gelmekte olan hz. Safvan bin Muattal, oraya vardığında o deve onun yanındaydı.

Yine Veda Haccı yolculuğunda Zülhuleyfe adlı yerde, hz. Ebubekir’in, hanımı Esma Binti Umeys’den, oğlu Muhammed bin Ebubekir dünyaya geldi. Hz. Resulüllah (sav) şöyle buyurdu: Esma! Gusül abdesti al, hac için ihram giy, tavaf dışında hacıların yaptığı diğer şeyleri yap. Peygamber Efendimiz Asfan vadisinden geçerken hz. Ebubekir’e, hz. Hud ve hz. Salih’in şeklini şemailini beyan ederek şöyle buyurdu: O ikisi lebbeyk diyerek Beytü’l Atik’i haccetmek için buradan geçmişlerdi.

Veda Haccında, yanında kurbanlık hayvanı olanlar arasında hz. Ebubekir Sıddik (ra) de vardı.

Nebi-yi Kerim (sav) son hastalığında, Ebubekir’e söyleyin, halka namaz kıldırsın, buyurdu. Hz. Aişe, hz. Ebubekir’in Peygamber Efendimizin makamında durduğu zaman duygularına hakim olamayacağını düşünerek hz. Hafsa’ya dedi ki, hz. Ömer’e namazda imamlık yapmasını söyle. Hz. Resulüllah (sav) bundan hoşlanmadı ve Ebubekir’e söyle, halka yalnız o namaz kıldırsın. O günlerde Peygamber Efendimiz (sav) hastalığında birazcık hafifleme hissedince mescide teşrif etti. Hz. Ebubekir o anda namaz kıldırıyordu, Peygamber Efendimizi görünce geri çekildi ancak Peygamber Efendimiz işaretle onu bundan men etti ve sonra hz. Ebubekir’in yanına oturdu.  Hz. Ebubekir (ra) Peygamber Efendimizin namazı ile namaz kılıyordu ve halk da hz. Ebubekir’in namazı ile namaz kılıyordu.

Sahih-i Buhari’de yazan bir rivayete göre, ahirete irtihal ettiği gün Peygamber Efendimiz, odasının perdesini kaldırıp namaz kılanları gördü ve tebessüm etti. Hz. Ebubekir, Peygamber Efendimizin namaz için dışarı geldiğini zannederek geri çekilmek istedi ama Peygamber Efendimiz işaretle ona engel oldu ve perdeyi örttü.

Peygamber Efendimiz vefat ettiği anda, hz. Ebubekir, Medine’nin kenar mahallelerinden Sah köyündeydi. Hz. Ömer Peygamber Efendimizin vefat ettiğini duyunca şöyle demeye başladı: Allah adına yemin ederim ki Resulüllah vefat etmedi. Bu sırada hz. Ebubekir geldi ve hz. Resulüllah’ın çehresinden örtüyü kaldırdı ve onu öptü ve sonra şöyle dedi: Annem babam size kurban olsun. Hayatta iken de vefat vaktinde de siz tertemizsiniz. Canım elinde olan Zata yemin ederim ki Allah size asla iki ölüm vermeyecek. Daha sonra hz. Ebubekir dışarı çıktı ve hz. Ömer’e hitaben, Ey yemin eden! Dur, dedi. Sonra hz. Ebubekir, hamd-ü sena okuduktan sonra şöyle dedi: İyi dinleyin! Kim Muhammed’e tapıyor idiyse o iyice duysun ki Muhammed (sav) kesinlikle vefat etti; ve kim Allah’a tapıyor idiyse iyi bilsin ki Allah asla ölmeyecek. Ondan sonra kendisi “inneke meyyitün ve innehüm meyyitûn” sen de öleceksin onlar da ölecekler, ayetini okudu. Ayrıca şu ayeti okudu:

وَمَا مُحَمَّدٌ اِلَّا رَسُوۡلٌ ۚ قَدۡ خَلَتۡ مِنۡ قَبۡلِہِ الرُّسُلُ ؕ اَفَا۠ئِنۡ مَّاتَ اَوۡ قُتِلَ انۡقَلَبۡتُمۡ عَلٰۤی اَعۡقَابِکُمۡ…

Muhammed (sav) yalnızca bir peygamberdir, kendisinden önceki bütün peygamberler öldüler. Eğer o da ölür ya da öldürülürse acaba siz topuklarınızın üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? Bunları duyunca insanlar o kadar ağladılar ki hıçkırıkları kesildi. Hz. İbni Abbas şöyle der: Vallahi! öyle geliyordu ki sanki halk bu ayeti hz. Ebubekir’den öğrenmişti. Daha sonra kimi görsem bu ayeti okuyordu.

Hz. Muslih Mevud (ra) şöyle der:  Hz. Ebubekir söz konusu iki ayeti okuyunca hakikat, sahabelere aşikar oldu ve onlar gayri ihtiyari ağlamaya başladılar. Hz. Ömer bizzat şöyle diyor: Bana öyle geldi ki sanki bu iki ayet o gün nazil oldu. Ve benim omuzlarımda başımı taşıyacak takat kalmadı. Ayaklarım titredi ve ben üzüntünün şiddetiyle yere yığıldım.

Müslümanların ilk icması olan bu olay ile ilgili hz. Muslih Mevud (ra) şöyle der: Bu sahabelerin tek icmasıdır. Çünkü o zaman bütün sahabeler mevcut idiler ve aslında öyle bir vakit Müslümanlar üzerine bir daha asla gelmedi. Çünkü bir daha Müslümanlar o şekilde toplanmadılar. Bu içtimada hz. Ebubekir bu ayeti okuduğunda bütün sahabeler, hepsi birden kendisiyle hemfikir oldular.

Hz. Mesih-i Mevud (as) aynı konuyu beyan ederek şöyle der: Hz. Ebubekir Sıddik’in bu ümmete öyle büyük bir iyiliğidir ki bunun şükrü ifa edilemez.  Eğer o bütün sahabeleri Mescid-i Nebevi’de toplayıp, bütün peygamberlerin vefat ettiğini bildiren ayeti okumasaydı bu ümmet helak olurdu. Çünkü o durumda bu devrin müfsit uleması, sahabeler de aynı şekilde hz. İsa’nın hayatta olduğuna inanıyorlardı, derlerdi. Fakat artık, Sıddik-i Ekber (ra)’nün bu ayeti okumasıyla bütün sahabeler, geçen bütün peygamberlerin vefat ettiği konusunda icma yaptılar.

Hz. Ebubekir’in hilafeti ile ilgili şöyle bahsedilmektedir: Ashab-ı Kiram, hz. Resulüllah’ın (sav) vefatını öğrenince Ensar, Sakife Beni Saide’de toplandı ve hz. Saad bin Ubade’yi hilafet için uygun gördüler. Eğer muhacirler ona biat etmezse ne olacak sorusu üzerine bir kişi Ensar’dan ve bir kişi de Muhacirler’den halife olsun önerisi geldi. Ancak hz. Saad bin Ubade bunun Beni Evs’in zayıflığı olduğuna hükmetti.

Ensar, Sakife Beni Saide’de toplanmış iken hz. Ömer, hz. Ebu Ubeyde ve diğer büyük sahabeler Mescid-i Nebevi’de hz. Resulüllah’ın (sav) vefatının derin üzüntüsünden bahsediyorlardı. Hz. Ebubekir, hz. Ali ve diğer ehli beyti ise Peygamber Efendimizin cenaze işlerini ayarlamakla meşgul idiler.

Ensarın bu ictimasının haberi, Muhacir sahabelere ulaşınca hz. Ebubekir, hz. Ömer ve hz. Ebu Ubeyde, Sakife Beni Saide’ye gittiler. Henüz görüşme devam ediyordu, orada hz. Ebubekir çok etkileyici, fesahat ve belağat dolu bir konuşma yaptı. O konuşmasında, Arapların geçmiş durumlarını ve ilk muhacirlerin hz. Resulüllah’ı (sav) tasdik ettiğini anlattı. Sonra Ensar’ın İslamiyet’i kabul edişini ve hz. Resulüllah’ın (sav) yardımcısı olduklarını, kalpleri etkileyici bir şekilde anlattı. Daha sonra Ensar’a hitaben şöyle dedi: Bizce ilk muhacirlerden sonra sizin mertebenizde hiç kimse yok. Emir (halife) bizden birisi olacak ve sizler vezir olacaksınız. Her önemli konuda size danışılacak ve siz olmadan önemli konularda karar verilmeyecek.  Hz. Resulüllah’ın, eğer insanlar bir vadiden gidiyorsa ve Ensar başka vadiden gidiyorsa o zaman ben Ensar’ın gittiği vadiden gideceğim, buyurduğunu sizler biliyorsunuz. Hz. Ebubekir daha sonra hz. Saad’a hitaben şöyle dedi: Ey Saad! Sen biliyorsun, hani sen oturuyordun ve hz. Resulüllah (sav) hilafet Kureyş’in hakkı olacak demişti. Hz. Saad (ra), doğru söylüyorsunuz, biz veziriz ve sizler emirsiniz, dedi.

Bu konuya gelecek sefer devam edeceğini söyledikten sonra Huzur-i Enver, dünyanın şu anki tehlikeli durumuyla ilgili duaya teşvik ederek şöyle dedi: Eğer bu huzursuzluk böyle artmaya devam ederse sadece bir ülke değil birçok ülke buna karışacaktır ondan sonra da bunun etkisi nesiller boyunca devam edecek. Allah lütfetsin de insanlar rabbini tanısın ve kendi dünyevi arzularını elde etmek için insanların canıyla oynamasınlar. Bugünlerde Ahmedilerin çok dua etmesi gerekir. Allah-u Teala, savaşın tasavvur dahi edilemeyecek felaketlerinden insanlığı korusun. Amin.

Huzur-i Enver, hutbenin sonunda, Sierra Leone ve Gine Konakri’nin eski mübelliği sayın Huşi Muhammed Şakir Bey’den hayırla bahsetti ve onun gaip cenaze namazını kıldıracağını söyledi. Merhum geçen günlerde 79 yaşında vefat etti. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun. Merhum çok salih, mütevazi tabiatlı, duaya düşkün, ibadet güzar, muhlis, fakirlere çok düşkün, cömert ve hilafete mecnun gibi aşık bir coşkulu tebliğci idi.

Huzur-i Enver, merhumun mağfireti ve derecelerinin yükselmesi için dua etti.[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_widget_sidebar sidebar_id=”avada-custom-sidebar-videosider”][/vc_column][/vc_row]