[vc_row][vc_column][vc_column_text]

Cuma Hutbesi 24 Eylül 2021

 

Hz. Resulüllah’ın (sav) yüksek mertebeli sahabesi ve 2. Halifesi hz. Ömer bin Hattab’ın güzel vasıfları

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”2/3″][vc_raw_html]JTNDaWZyYW1lJTIwd2lkdGglM0QlMjIxMDAlMjUlMjIlMjBoZWlnaHQlM0QlMjIzNzAlMjIlMjBzcmMlM0QlMjJodHRwcyUzQSUyRiUyRnd3dy55b3V0dWJlLmNvbSUyRmVtYmVkJTJGUWRrcHpoVzNBN28lMjIlMjBmcmFtZWJvcmRlciUzRCUyMjAlMjIlMjBhbGxvdyUzRCUyMmFjY2VsZXJvbWV0ZXIlM0IlMjBhdXRvcGxheSUzQiUyMGNsaXBib2FyZC13cml0ZSUzQiUyMGVuY3J5cHRlZC1tZWRpYSUzQiUyMGd5cm9zY29wZSUzQiUyMHBpY3R1cmUtaW4tcGljdHVyZSUyMiUyMGFsbG93ZnVsbHNjcmVlbiUzRSUzQyUyRmlmcmFtZSUzRQ==[/vc_raw_html][vc_column_text]

Hz. Halifetü’l Mesih 5 (Allah yardımcısı olsun) 24 Eylül 2021’de İslamabad (UK) Mübarek Camisinde Cuma Hutbesi verdi. Hutbe çeşitli dillerde tercüme ile birlikte MTA televizyonunda canlı olarak yayınlandı. Huzur-i Enver, kelime-yi şehadet ve Fatiha suresini okuduktan sonra, şöyle buyurdu:

Hz. Ömer’in (ra) dönemini anlatıyordum, bugün de bu konunun devamı olarak Hicri 15’de gerçekleşen Beytü’l Makdes’in fethini anlatacağım. Hıristiyanlar kuşatmalardan bıkıp, hz. Ömer’in (ra) bizzat Beytü’l Mukaddes’e gelmesi şartıyla anlaşma yapmak istediler. Hz. Ömer (ra) sahabeler ile istişare ettiğinde hz. Osman (ra) şöyle görüş bildirdi: Hıristiyanlar korkmuş ve kalben yenik durumdalar, siz onların isteğini reddedin, böylece onlar daha da rezil olacaklar. Ancak hz. Ali (ra), hz. Ömer’in (ra) Eliya’ya gitmesini önerdi. Bu öneriden sonra hz. Ömer (ra), hz. Ali (ra) yahut hz. Osman’ı (ra) Medine’de amir tayin edip bizzat kendisi Beytü’l Makdes’e doğru yola çıktı. Onun bu yolculuğu sıradan bir yolculuk değildi. Bu yolculuğun amacı İslam’ın heybetini göstermekti, ancak buna rağmen hz. Ömer (ra) ile birlikte herhangi bir ordu yoktu, bilakis kendisi son derece mütevazi bir şekilde birkaç sahabe yahut sadece bir kölesini alıp yola çıkmıştı. Yine de onun gelişinin haberinin ulaştığı her yerde yerler titredi.

Muhammed Hüseyin Haykel’e göre hz. Ömer (ra) sadece antlaşmayı kesinleştirmek için gelmemişti, aksine hz. Amr bin Âs (ra) kendisinden daha fazla yardım istediğinde hz. Ömer’in (ra) sabrı taşmıştı ve o bizzat Şam ve Ürdün arasındaki bölge olan Cabiye’ye gitti. Bu arada hz. Ebu Ubeyde (ra) ve hz. Halid (ra) de Suriye’nin fetihlerini tamamlamıştı ve hz. Ömer (ra) o ikisini de Cabiye’ye çağırtmıştı ki böylece Beytü’l Makdes’in fethi için faydalı bir yöntem bulunsun.

Düşmanın liderlerinin, hz. Ebu Ubeyde (ra) ve hz. Halid’in (ra) Cabiye’ye ulaştıklarından haberi olunca artık Beytü’l Makdes’in uzun zaman mukavemet edemeyeceğini anladılar. Nitekim liderlerden biri bir birlik alıp Mısır’a kaçtı ise de Sefrinos barış görüşmesinde hz. Ömer’in (ra) teşrif etmesini şart koydu. Yolculuk esnasında her gün sabah namazından sonra hz. Ömer (ra) yanındakilere Allah’ın nimetlerinin tamamlanması için dua etmelerini telkin etti. Halid bin Velid (ra) ve Yezid bin Muaviye vesaire Cabiye’de hz. Ömer’i (ra) karşıladıklarında hz. Ömer (ra) o liderlerde Arapların basit giyim tarzının kalmadığını görünce atından atlayıp onlara doğru taş attı. Onlar, bu değerli elbiselerin altında silah var, biz özümüzden uzaklaşmadık deyince hz. Ömer (ra), eğer onlara göstermelik olarak bunu yaptıysanız o zaman tamam, buyurdu. Yezid bin ebu Süfyan hz. Ömer’den (ra) kıymetli elbiseler giymesini ve iyi bir binek kullanmasını rica ettiğinde o şöyle buyurdu: Allah adına andolsun ki ben iki yoldaşımı (yani hz. Resulüllah sav ve hz. Ebubekir’i ra) hangi durumda bıraktıysam o durumu asla terk etmeyeceğim.

Müslümanlarla Hırıstiyanlar arasındaki bu antlaşma, bazı tarihçilere göre Cabiye’de, bazı rivayetlere göre ise Eliya’da olmuştu. Bu antlaşma üzerinde hz. Halid bin Velid (ra), Amr bin As (ra), Abdurrahman bin Avf (ra) ve Muaviye bin Ebu Süfyan’ın tanıklığı vardı. Huzur-i Enver Tarih-i Taberi’de yer alan antlaşma yazısını da sundu.

Tarih-i İbni Haldun’a göre bu antlaşmadan birkaç şey ispatlanmaktadır. Mesela, İslam kılıç gücüyle yayılmadı; Müslümanların antlaşmalarında diğer dinlere özgürlük vardı; Diğer milletlerden zorla cizye alınmazdı.

Bu antlaşma haberi yayıldığında Rimla halkı, Filistin ve Lüdd halkı da böyle bir antlaşma yapmak için çok istekli oldular. Hz. Ömer (ra) Filstin’i ikiye ayırarak Alkama bin Hakim’i merkezi hükümet Rimla; ve Alkama bin Mücezziz’i de Eliya’nın amiri olarak tayin etti.

Hz. Ömer (ra) son derece basit bir elbise ile Beytü’l Makdes’e teşrif etti. Orada hz. Ebu Ubeyde (ra) ve ordunun liderleri kendisini karşıladılar. Hıristiyan papazlar bizzat kendileri şehrin anahtarlarını hz. Ömer’e (ra) verdiler. Hz. 1. Halifetü’l Mesih (ra) şöyle der: Hıristiyanlar, hz. Ömer’i (ra) mütevazi bir halde görünce şehrin anahtarlarını attılar ve dediler ki biz bu komutana karşı koyamayız. Hz. Ömer (ra) ilk olarak Mescid-i Aksa’ya gitti, sonra Hıristiyanların kilisesini gezdi. Bu esnada namaz vakti gelince Hıristiyanlar kendisinin kilisede namaz kılmasına müsaade ettiler. Buna rağmen o, gelecek nesiller bu davranışı delil kabul edip Hıristiyan mabetlerine el uzatmasınlar, düşüncesiyle kilisede namaz kılmadı ve dışarı çıkarak namazını kıldı.

Eliya’da kaldığı günlerde hz. Ebu Ubeyde (ra) dışında bütün Müslüman ileri gelenler hz. Ömer’e (ra) davet verdiler. Hz. Ömer (ra), hz. Ebu Ubeyde’ye sorduğunda o şöyle dedi: Ey Emir-ül Müminin! Ben sizi davet etsem siz gözlerinize inanamazsınız. Hz. Ömer (ra) onun çadırına gittiğinde orada atın eyeri ve örtüsünden başka hiçbir şey yoktu. Hz. Ebu Ubeyde sadece bu iki şeyden kendine yatak yapmıştı. Bir köşede kuru ekmek vardı ve o onu suya batırarak hz. Ömer’e (ra) ikram etti. hz. Ömer (ra) bu manzarayı görünce ağladı ve hz. Ebu Ubeyde’ye sarılarak ey Ebu Ubeyde! Sen benim kardeşimsin, dedi. Ondan sonra kendisi dışarı çıktı ve çok acıklı bir konuşma yaptı.

Bir gün hz. Bilal (ra) yetkilerin güzel yiyecekler yediğinden şikayet etti ve dedi ki normal Müslümanlara basit bir yemek bile nasip olmuyor. Bunun üzerine hz. Ömer (ra) araştırma yaptığında orada Hicaz’a nispetle eşyaların çok ucuz olduğu anlaşıldı. Nitekim hz. Ömer (ra) yetkileri mecbur etmek yerine fakir Müslümanlara zaruri şeyler için ödenek belirledi ve Beytü’l Mal’dan o şeylerin sağlanmasını kesin bir hükme bağladı.

Birgün hz. Ömer (ra), halkın ısrarı üzerine hz. Bilal’den (ra) ezan okumasını istedi. Hz. Bilal (ra) ezan okuduğunda hz. Ömer (ra) dahil olmak üzere bütün sahabeler hz. Resulüllah’ın (sav) zamanını hatırladılar ve ağlaya ağlaya bitap düştüler.

Beytü’l Makdes’den geri dönüşte hz. Ömer (ra) bütün ülkeyi dolaştı ve Medine’ye ulaştığında Müslümanlar kendisini çok şanlı bir şekilde karşıladılar. O, Mescid-i Nebevi’ye gitti, iki rekat namaz kıldı ve insanlara konuşma yaptı.

Hicri 17’de Romalılar son çabalarını sarfettiler. Yezdücerd’in Rey’e kaçmasından sonra ada halkı ondan tamamıyla umudunu kesmişti. Nitekim onlar Herkül’e, eğer deniz yoluyla ilerlerseler yardım edeceklerini yazdılar. Herkül bu konuyu değerlendirdi ve gemilerin İskenderiye’den Antakya’ya gitmesini emretti. Bu ilerlemeden hz. Ebu Ubeyde’nin bilgisi olunca o, hz. Halid’i (ra) istişare için çağırdı. Herkül’ün gemileri Antakya’ya ulaşınca şehrin kapıları onlara açıldı. Suriye’nin kuzeyinde halkın isyana amade olduğunu görünce hz. Ebu Ubeyde (ra) Humus’ta mahsur kalacaklarını tahmin etti. Kendisi, hz. Ömer’i (ra) bu durumdan haberdar etti. hz. Ömer (ra) daha ilk baştan beri bu tehlikeyi göz önünde tutarak, uzak görüşlü davranarak Kufe ve Basra’da karargahlar kurdurmuştu. Hz. Ebu Ubeyde’nin dilekçesi hz. Ömer’e (ra) ulaştığında o, Müslümanların bu yüce liderinin çok büyük bir tehlikeye düştüğünü hissetti. Nitekim hz. Ömer (ra), hz. Saad bin Ebi Vakkas’a (ra), Kağkağ bin Amr’ı Humus’a yollamasını yazdı. Aynı şekilde Romalılarla savaş halindeki diğer komutanlara da, Herkül’e yardım için asker toplanan bölgelere birlik göndermelerini yazdı. Bu hikmetli davranışın neticesinde Herkül’e yardım için gelen birlikler bölgelerine geri döndüler. Adadan gelen birliklerin dönüp geri gittiği öğrenilince Romalılar, savaşmak için meydana çıkmaya karar verdiler. Hz. Ebu Ubeyde (ra), Müslüman askerlere çok etkileyici bir konuşma yaptı. Allah-u Teala Müslümanlara zafer nasip etti. Hz. Ömer (ra) Suriye yolunda henüz Cabiye’ye ulaşmıştı ki zafer haberi geldi. Nitekim kendisi tekrar Medine’ye döndü. Hz. Ömer (ra) ganimet mallarına Kufelilerin de ortak edilmesini emretti. Bu zaferden üç yıl sonra hicri 20’de Herkül öldü.

Hz. Ömer’den (ra) bahsetmeye gelecek sefer devam edeceğini söyledikten sonra Huzur-i Enver aşağıdaki merhumlardan hayırla bahsetti ve gaip cenaze namazlarını kıldıracağını bildirdi.

1- Sayın Çodri Said Ahmed Lakhan Bey 86 yaşında vefat etti. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun

2- Sayın Şehabeddin Bey, 12 temmuz’da vefat etti. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun

3- Arjantin’in ilk yerel Ahmedilerinden sayın Raul Abdullah Bey, 6 eylül’de vefat etti. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun

Huzur-i Enver, bütün merhumların mağfireti ve derecelerinin yükselmesi için dua etti.

[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_widget_sidebar sidebar_id=”avada-custom-sidebar-videosider”][/vc_column][/vc_row]