[vc_row][vc_column][vc_column_text]

Cuma Hutbesi 14 Ocak 2022

 

Hz. Resulüllah’ın (sav) yüksek mertebeli sahabesi ve 1. Halifesi Hz. Ebubekir Sıddik’in (ra) güzel vasıfları

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width=”2/3″][vc_raw_html]JTNDaWZyYW1lJTIwd2lkdGglM0QlMjIxMDAlMjUlMjIlMjBoZWlnaHQlM0QlMjIzNzAlMjIlMjBzcmMlM0QlMjJodHRwcyUzQSUyRiUyRnd3dy55b3V0dWJlLmNvbSUyRmVtYmVkJTJGUWRrcHpoVzNBN28lMjIlMjBmcmFtZWJvcmRlciUzRCUyMjAlMjIlMjBhbGxvdyUzRCUyMmFjY2VsZXJvbWV0ZXIlM0IlMjBhdXRvcGxheSUzQiUyMGNsaXBib2FyZC13cml0ZSUzQiUyMGVuY3J5cHRlZC1tZWRpYSUzQiUyMGd5cm9zY29wZSUzQiUyMHBpY3R1cmUtaW4tcGljdHVyZSUyMiUyMGFsbG93ZnVsbHNjcmVlbiUzRSUzQyUyRmlmcmFtZSUzRQ==[/vc_raw_html][vc_column_text]Hz. Halifetü’l Mesih 5 (Allah yardımcısı olsun) 14 Ocak 2022’de İslamabad (UK) Mübarek Camisinde Cuma Hutbesi verdi. Hutbe çeşitli dillerde tercüme ile birlikte MTA televizyonunda canlı olarak yayınlandı. Huzur-i Enver, kelime-yi şehadet ve Fatiha suresini okuduktan sonra şöyle buyurdu:

Geçen hutbeden önce hz. Ebubekir Sıddık (ra)’nun anlatımı devam ediyordu.  Hicret sırasında Suraka bin Malik’in takip ettiğine dair bazı rivayetler vardır. Bir rivayete göre Suraka geri dönerken Nebi-yi Kerim (sav) şöyle buyurdu: Suraka! Kisra’nın bilezikleri senin eline geçtiğinde durumun ne olacak? Suraka hayret ederek, Kisra bin Hürmüz mü?  Diye sordu. Peygamber Efendimiz, evet! Kisra bin Hürmüz, buyurdu. Nitekim  hz. Ömer (ra)’nun hilafet döneminde Kisra’nın bilezikleri, tacı ve kemeri getirildiğinde hz. Ömer (ra) Suraka’yı çağırdı ve ona bilezikleri taktırdı ve şöyle dedi: De ki bütün övgüler, Kisra bin Hürmüz’den bunları çekip alan ve bize nasip eden Allah’a aittir. Başka bir rivayet de şöyledir: Huneyn ve Taif’ten dönüş yolculuğu sırasında onun İslam’ı kabul etmesi üzerine Suraka’ya bu müjde verilmişti.

Hz. Mirza Beşir Ahmed (ra) “Siret Hatemü’n Nebiyyin”de Suraka’nın kendi kelimeleriyle bu olaya yer vermiştir. Falın kötüye işaret çıkması ve atın  ayaklarının kuma saplanması ile ilgili Suraka şöyle beyan eder: Bu hikayeden ben şunu anladım ki  bu şahsın geleceği parlaktır ve en sonunda hz. Resulüllah (sav) galip gelecektir.

Hz. Muslih Mevud (ra) şöyle der: Suraka geri dönmek üzereyken Allah-u Teala hemen gelecek ile ilgili durumları hz. Resulüllah’a (sav) gaipten gösterdi. Peygamber Efendimiz, ellerinde Kisra’nın bilezikleri olduğunda senin durumun nasıl olacak, buyurdu. Peygamber Efendimizin verdiği bu gaybi haber 16-17 yıl sonra kelimesi kelimesine gerçekleşti… Suraka Müslüman olduktan sonra kendiyle ilgili bu olayı Müslümanlara gururla anlatırdı ve her Müslüman bunu biliyordu. İran fetihlerinden sonra hz. Ömer (ra) ganimet malları arasında Kisranın bileziklerini görünce bütün manzara gözünün önünden geçti. O zayıflık ve güçsüzlük zamanları, o zaman Allah’ın Resulü (sav) vatanını bırakıp Medine’ye gelmek zorunda kalmıştı, o Suraka ve diğer adamlar bir şekilde onu yakalayıp Mekke’ye götürerek yüz devenin sahibi olmak için Peygamber Efendimizin peşinden at koşturmuşlardı. Öyle bir anda Peygamber Efendimizin Suraka’ya bu müjdeyi vermesi, bu ne kadar büyük bir gaybi haber ve ne kadar berrak bir gayp bilgisi idi. Hz. Ömer (ra), Suraka’ya Kisranın bileziklerini takınmasını emretti. Suraka, altın takı Müslümanlar için yasaktır, dedi. Hz. Ömer (ra) şöyle dedi: Evet yasaktır ama böyle durumlar için değil, Allah-u Teala Muhammed Resulüllah (sav)’e, senin bileklerinde altın bilezikler olduğunu göstermişti, şimdi ya sen bunları takın, yahut ben seni cezalandıracağım. Suraka bilezikleri eline takındı ve Müslümanlar bu şanlı gaybi haberin gerçekleştiğini kendi gözleriyle gördüler.

Hicret yolculuğu esnasında Peygamber Efendimizin kafilesi azık arayışıyla Ümmi Mağbed’in çadırının yanında durdu. Ümmi Mağbed, misafirlere yemek yediren cesur bir kadındı. Peygamber Efendimizin kafilesi oraya vardığında Ümmi Mağbed’in kavmi kıtlığa yakalanmış haldeydi ve ellerinde Peygamber Efendimize sunacak hiçbir şeyleri yoktu. Ümmi Mağbed’in izniyle son derece zayıf ve çelimsiz bir keçiden Peygamber Efendimiz bereket duası ederek süt sağdı, onda hadsiz hesapsız bereket oldu.

Hz. Resulüllah (sav) daha yoldayken ona hz. Zübeyr (ra) rastladı, o, Müslümanların bir kafilesi ile birlikte Şam’dan ticaret yapmış geri geliyordu. Hz. Zübeyr (ra) beyaz elbiselerden bir takım Peygamber Efendimize ve bir takım da hz. Ebubekir’e sundu.

Yolda birçok başka kafile, hz. Ebubekir’i (ra) tanıyıp, hz. Resulüllah (sav) hakkında soru sorarlardı ve o, bu şahıs bana doğru yolu gösterendir, diye cevap verirdi.

Sekiz gün yolculuk yaparak Allah’ın yardımlarıyla sonunda pazartesi günü Peygamber Efendimiz (sav) Kuba’ya vardı. Bu yerleşim, Medine’den 2 mil uzaklıktaydı. Hz. Muslih Mevud (ra) şöyle der: Bir Yahudi, Peygamber Efendimizin develerinin geldiğini uzaktan görünce bunun hz. Resulüllah (sav)’in kafilesi olduğunu tahmin etti. O yerleşimin halkına seslenince Medine’deki herkes Kuba’ya doğru koşmaya başladı. Medinelilerin ekseriyeti Peygamber Efendimizi tanımıyordu, Efendimiz (sav) ise son derece sade bir şekilde oturuyordu, bilmeyen kimseler hz. Ebubekir’i Allah’ın Resulü zannettiler ve büyük bir saygıyla ona doğru yüzlerini dönerek oturdular. Bu durumda hz. Ebubekir (ra), hemen bir örtüyü güneşe karşı gerdi ve dedi ki Ya Resulallah! Size güneş vuruyor ben size gölge yaparım. Bu ince davranış, o insanların yanlışlığını kendilerine göstermiş oldu.

Hz. Enes bin Malik şöyle der: Peygamber Efendimiz teşrif ettiğinde bizim için Medine aydınlandı ve Peygamber Efendimiz vefat ettiğinde Medine Şehri bize o günkü kadar karanlık olarak hiçbir zaman görünmedi. Kuba’daki Ensarlar Efendimizi çok görkemli bir şekilde karşıladılar ve Peygamber Efendimiz (sav) Kulsüm bin Alhedim’in mekanında kaldı.

Sahih-i Buhari’deki rivayete göre Peygamber Efendimiz (sav) Benü Amr bin Avf’ın mahallesinde 10 geceden fazla kaldı ve mescidin temelini attı ve orada namaz kıldı. Kuba Mescidi ile ilgili şöyle bahsedilir: Bu, temeli takva üzerine atılmış olan mescit idi. Hz. İbni Abbas şöyle beyan eder: Kuba Mescid’i de dahil olmak üzere Medine’deki bütün mescitlerin temeli takva üzerine atılmıştı ama hakkında ayet inen mescit Kuba idi.

Hz. Mirza Beşir Ahmed (ra) şöyle der: Kuba’da 10 günden fazla ikamet ettikten sonra Cuma günü hz. Resulüllah (sav) Medine’nin iç kısımlarına doğru hareket etti. Bu kafile yavaş yavaş şehre doğru ilerledi. Yolda Cuma namazı vakti geldi ve hz. Resulüllah (sav) Benü Salim bin Avf’ın mahallesinde konaklayıp hutbe verdi Cuma namazı eda etti.

Peygamber Efendimiz hangi Müslümanın evinin yanından geçse o, coşku dolu bir sevgiyle arz ederdi ki ya Resulallah! Bu bizim evimiz, malımız, canımız hazırdır, bizde sizi korumak için gereken şeyler de var, bize teşrif ediniz. Peygamber Efendimiz onlar için dua ediyor ve ilerliyordu. Müslüman kadınlar ve kız çocukları mutluluklarının coşkusuyla evlerinin çatısına çıkıp karşılama şarkıları söylüyordu. Medine’nin Habeşli köleleri Peygamber Efendimizin gelişinden dolayı mutluluktan kılıç gösterileri yapıyordu.

Hz. Resulüllah (sav) bir müddet sonra hz. Zeyd’i Mekke’ye yolladı ve o, Peygamber Efendimizin ve hz. Ebubekir’in ev halkını emniyetli bir şekilde Medine’ye getirdi. Medine’de Peygamber Efendimizin satın aldığı arazide ilk olarak Mescidin temeli atıldı ve ondan sonra kendisi ve yanındakiler için mekanlar yapıldı.

Medine’ye hicretten sonra hz. Ebubekir (ra) Sah’da Hubeyb bin Asaf’ın evinde kaldı. Bir rivayete göre de hz. Ebubekir Harice bin Zeyd’in yanında kalmıştı. Hz. Ebubekir (ra) Sah’da kendi evini ve elbise atölyesini yaptırmıştı.

Hz. Ebubekir (ra) ile ilgili olayları gelecek sefer anlatmaya devam edeceğini bildirdikten sonra Huzur-i Enver, aşağıdaki merhumlardan hayırla bahsetti ve onların gaip cenaze namazlarını kıldıracağını söyledi.

1- Allah yolunda esir olan Çodri Asgar Ali Kilar Bey. Halen esir iken hastalanıp 10 ocakta 70 yaşında vefat etti. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun. 24 eylül 2021’de (neuzübillah) tevhin-i risalet iftirasıyla hakkında dava açıldı ve 26 eylülde tutuklandı. Merhum kendi ailesindeki tek Ahmedi idi. Malî fedakarlıklara katılan, hilafete vefalı, misafirperver, tebliğe düşkün, ibadetgüzar ve 1/8 hisse musi idi.

2- Vekalet-i Ulya Rabvah’ın çalışanlarından Mirza Mümtaz Ahmed Bey, 85 yaşında vefat etti. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun. Kendisine, 58 yıl cemaate hizmet etmek nasip oldu. O, çok sessiz tabiatlı, sabırlı, şükreden bir şahsiyetti. Huzur-i Enver şöyle dedi: Ben de kendisini gördüm, çok sessiz biriydi, birkaç arkadaşıyla birlikte evden ofise, ofisten eve hayat geçirirdi. Fakat çok çalışkan, ihlas ve vefa ile çalışan biriydi.

3- Fazl-ı Ömer Hastanesinin eski bir yöneticisi olan sayın emekli albay doktor Abdulhalik Bey, 97 yaşında vefat etti. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun. Merhum 1938’de biat etmişti. 1974’te Ahmedilerin gayri müslim ilan edilmesi üzerine devlet görevinden istifa ederek Nusret Cihan projesinde hizmet etmeye başladı. 1994’te 4. Halifetü’l Mesih hazretleri onu Fazl-ı Ömer Hastanesinin yöneticisi olarak atadı, kendisi burada Haziran 2005’e kadar hizmet etmeye devam etti. Merhum ibadet güzar, çok dua eden, Kur’an tilavetini seven, hilafete hakiki vefalı, cemaat mallarına sahip çıkan, çok güzel ahlaklı ermiş biriydi.

Huzur-i Enver bütün merhumların mağfireti ve derecelerinin yükselmesi için dua etti.[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/3″][vc_widget_sidebar sidebar_id=”avada-custom-sidebar-videosider”][/vc_column][/vc_row]